Üniversitedeyken Yaptıklarınız Kariyerinizdeki Başarıyı Doğrudan Etkiliyor

Eğer üniversiteden yeni mezun olduysanız büyük ihtimalle en sık duyduğunuz sorulardan biri hangi okuldan ve bölümden mezun olduğunuzdur. Lise öğrencilerine doğru okulu ve bölümü seçmeleri için gösterilen baskıyı düşünürsek, mezun olduktan sonra başarıyı etkileyen en büyük faktör üniversite seçimi ve üniversite yıllarında öğrencilerin odağı olmalı.

Evet, gidebileceğiniz (ve maddi açıdan karşılayabileceğiniz) en iyi okulda okumak için elinizden gelen her şeyi yapmalısınız ve kesinlikle hangi bölümü okuyacağınız konusunu iyice düşünmelisiniz. Fakat bunların hepsinin ötesinde, mezun olduktan sonra başarılı olmakta üniversitedeyken yaptıklarınız, diplomanızda yazan okul ve bölümden çok daha büyük bir rol oynuyor.

Kaderinizi Kendiniz Belirleyin

“Tennessee’de ismi duyulmamış bir üniversiteye gittim, o yüzden kendimi Microsoft gibi bir firmada bulmam neredeyse imkansızdı.” diyor üniversiteden çıkar çıkmaz orada iş bulan Dallas Tester.

Tester’ın hayat amacı 16 yaşından beri Microsoft’ta çalışmaktı. Firmanın öğrenciler için programlarına katılarak firmayla alakadar olan Tester, yine Microsoft’un Imagine Cup yarışmasında Amerika üçüncü oldu.

“Yaptığım en iyi şey kesinlikle okul dışı aktivitelere katılmaktı.”diyor Tester. Microsoft’taki danışmanı okul sonrasında ona iş teklif etti ve Tester böylece hayaline ulaşmış oldu.

Rehberlik Öğretmeniniz Haklıydı: Gerçekten Bir Staja İhtiyacınız Var

Eğer bir üniversite öğrencisiyseniz, veya üniversiteye gitmek üzereyseniz, büyük ihtimalle herkesin staj yapmanız gerektiğini söylemesinden sıkılmşsınızdır. Fakat maaleef kötü bir haberimiz var: söyledikleri gerçekten doğru. Mezun olduktan sonraki hayatınıza hazırlanmak için yapabileceğiniz en güzel şeylerden biri okurken staj yaparak iş tecrübesi kazanmak.

Şu anda Tableau Software’de ürün pazarlama direktörü olarak çalışan Sasha Pasulka, “Ben staj yapmayı hiç istemiyordum.” diyor. “B seviye bir öğrenciydim. Yazlarımı arkadaşlarımla takılarak ve eğlenerek geçirmek istiyordum.”

Pasulka’nın bir işe alımcı olarak çalışan teyzesi, onu kampüsteki iş fuarına giderek bir iş bulmaya ikna etmiş – ve bunu tabii ki ‘hayır’ı bir cevap olarak kabul etmeyerek başarmış.

“Bir Cumartesi günüydü ve kaldığım kız yurdu bir havuz partisi düzenliyordu. Ben de bu partiyi kaçırmayı hiç istemiyordum. Fakat sabah erkenden teyzem minik ve dağınık yurt odamın kapısında belirdi ve beni şık bir şeyler giymeye ikna etti, özgeçmişimin kopyasını basabilmem için beni fotokopiciye ve sonrasında da iş fuarına götürdü. Ben de bu fuar sayesinde Lockheed Martin’de müthiş bir staj buldum. Bana saat başı 19 dolar ödüyorlardı! Kazanacığımı düşündüğüm miktardan çok daha fazlasını kazanıyordum.”

Daha sonra yepyeni bir tutumla Arizona Eyalet Üniversitesi’ne dönen Pasulka, Bilgisayar Bilimi diplomasıyla okuldan mezun oldu, sonrasında da UCLA Anderson School of Management’ta MBA yaptı. O günden sonra zorlayıcı bir fizik dersi dışında Pasulka, bütün derslerden A aldığını söylüyor.

…Size Ödeme Yapmasalar Bile

Evet, maalesef her stajın Pasulka’nınki gibi güzel bir maaşı olmuyor, hatta bazen hiç olmuyor.

“Konu maaşlı staj bulmak olunca öğrencilerin hiç de ileri görüşlü olmayan bir tutum sergilediklerine ne kadar vurgu yapsam azdır.” diyor The Riverfront Times’ın baş editörü Sarah Fenske. Fenske diplomasını İngilizce ve Politik Bilimler bölümlerinden ve College of Wooster’dan aldı. Üniversiten mezun olur olmaz ise orta çaplı bir gazetede iş buldu. Fenske’nin gönüllü olarak okul gazetesinde çalışması önce maaaşsız bir staj, daha sonra da mezun olur olmaz ilk işini bulmasını sağladı.

“Aynı zamanda çoğu maaşsız stajın saatleri, maaş alabileceğiniz başka işlerle de genellikle uyumlu oluyor – yazın para almadan staj yaptığım yerde haftanın üç günü çalışıyordum, diğer günlerde ise garsonluk yaparak para kazanıyordum. Önemli olan zaman ayırmak ve kısa sürede öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenmek. Eğer yaptığınız işte iyiyseniz, iyi maaşlı bir iş zaten bulacaksınız.”

Okuduğunuz Bölüm Ne Kadar Önemli?

Aslına bakılırsa okuduğunuz bölüm, bir alandaki tecrübeniz kadar önemli olmayabilir. (Buna rağmen belirli bir alana ilginiz olduğunu fark ettiğinizde o alanla ilgili seçmeli dersler almak her zaman iyi olacaktır)

“Bir kişinin kariyeri boyunca ortalama 10-15 kez iş değiştirdiğini düşünürsek, bana kalırsa en önemlisi en çok ilgilendiğiniz ve sevdiğiniz bölümü okumak.” diyor The Balance’ta iş bulma uzmanı olarak çalışan ve aynı zamanda da CareerToolBelt.com’un CEO’su olan Alison Doyle. “Yapabileceğiniz en kötü şeylerden biri mezun olduktan sonra size iyi maaşlı bir iş bulacağınızı düşündüren fakat işe girdikten sonra işten nefret etmenize sebep olan bir bölüm okumak. Önemli olan sizin için neyin önemli olduğunu anlamak ve bunun sizi nereye götüreceğine karar vermek.”

Hiçbir Zaman Networking İçin Geç Değil

Çoğu üniversite öğrencisi networking’i mezun olduktan sonraya bırakıyor, fakat asıl yapmaları gereken şey erkenden başlamak. Üniversitedeyken tanıştıkları kişiler hayallerindeki kariyere ulaşmakta ve mezun olduktan sonra iş bulmalarına yardımcı olabilir. Ivy League gibi okulların iyi yanı ise mezunlarıyla gelen network. Fakat bu başka okullarda okumanın çok büyük bir dezavantaj olduğunu göstermiyor – böyle bir okulda okuyorsanız tek yapmanız gereken biraz daha fazla çabalamak.

Networking aynı zamanda daha farklı ve size tam olarak uyan bir kariyer yaratmanıza da yardımcı olabilir. Filament BioSolutions’ın kurucusu ve CEO’su Tom Cirrito; Washington Üniversitesi, St. Louis’te tıp hazırlığı öğrencisiyken yaptığı iki şey için minnettar olduğunu söylüyor: en başından beri araştırma yapması ve üniversitedeyken nasıl bir hayatı olmasını istediğine karar vermesi.

“16 yaşındayken deney faresi olarak çalışarak öğrenmeye başladım, işin en iyi yanı ise oradaki kültürü ve hayatı öğrenmemdi.” diyor Cirrito. “Tek yaptığım laboratuvarda çalışmak değildi, yönetim ofisinde de yardımcı olmak için gönüllü olmuştum ve klinikte çalışanlar da dahil birçok insanla iyi bir ilişki kuruyordum (network oluşturuyordum).”

Cirrito’nun ağır derslerle cebelleşirken bir yandan da insanlarla böyle ilişkiler kurması kariyerini değiştirdi ve bir girişimci olmaya karar vermesinde büyük rol oynadı.

“İnsanlar hakkında çok şey öğrendim ve aslında asıl iş de buydu. Bu deneyim, tıp okumaktan vazgeçip doktora yapmaya karar vermeme yardımcı oldu. Böylece daha farklı analitik beceriler kazandım ve lisansta kazandığım deneysel deneyimi kullanarak tıp bilimi alanında girişimci oldum.”

Sonuç olarak gittiğiniz okul ve okuduğunuz bölümden de önemli olan üniversitede kazandığınız deneyimler ve kendinizi geliştirmek için yaptıklarınız. Gideceğiniz okulu seçmek kariyerinize giden yolda attığınız yalnızca minik bir adım.

“Öğrencilerin yapabileceği en iyi şey üniversitedeyken yapabilecekleri kadar çok kariyer alternatiflerini keşfetmek.” diyor Doyle. “Ne kadar çok seçenek olduğunu bilirseniz karar verirken de bir o kadar iyi düşünebilirsiniz – ve bir o kadar da işe alınabilir duruma gelirsiniz.”

Kaynak: PayScale.com

Etiketler