Kendinize Fazla Hedef Koymayın

Aşırı bilgi yüklemesine maruz kaldığımız ve bu bilgiyi önceliklendirerek odaklanmamızı gerektiren, hızla değişen bir çağda yaşıyoruz. Günümüz kurumları da kesinlikle aynı durumdalar. Bu durum aynı zamanda bireyler için de geçerli. En anlamlı hedeflerimize ulaşabilmek için iki tehlikeli reflekse karşı gelmemiz gerekiyor: Sabit bir plana fazlasıyla sadık kalmak ve aynı anda birden fazla görevi yerine getirmeye çalışmak.

İş dünyasının temelinde uzun menzilli hedefler oluşturmanın ve bu hedefler oluşturulduktan sonra kafalarımızı masalarımızdan ayırmadan zamanla bu hedeflere ulaşmak için sistematik bir biçimde çalışmanın yattığı varsayılır. Ancak farklı araştırmalara göre bu oldukça yanlış bir hamledir. Yine bu araştırmalara göre en başarılı şirketler, aslında “esnekliğe büyük oranda yatırım yapanlardır.”

Tipik yıllık stratejik planlama ritüeline dahil olmak yerine en iyi şirketler, planlamalarını çeyrek yıl başında yaparlar. Operasyonlarının artırılmış hızı, onlara çevrelerinde meydana gelen değişimlere karşı inanılmaz derecede esnek ve uyumlu olma fırsatı vererek değişim yapma vakti geldiğinde bu değişimi hızlıca yerine getirme ve adapte olma imkanı sunar. Başka bir deyişle hız ve esneklik, günümüz dinamik iş ortamının kazandıran elementleridir.

Tıpkı bunun gibi pek çok profesyonel de kendine yıllık bir plan ritüeli hazırlar ve buna genelde Yeni Yıl Kararları adını verir. Profesyonel gelişiminizi bir yıl için planlamanız kötü bir şey değil. Aslına bakarsanız bu sizi pek çok iş arkadaşınızın önüne taşır. Ancak bu planlamayı daha sık aralıklarla yapmak daha da iyidir, böylece değişen koşullara adapte olmanız kolaylaşır.

Bu süre zarfı içerisinde bir zamanlar arzuladığınız bir hedefin aslında berbat bir fikir olduğuna tanık olabilirsiniz. Bazı durumlarda planlanmış önceliklerinizi, planlanmamış ve taze bir fırsat ortaya çıktığında rafa kaldırmak da doğru tercih olabilir.

Tıpkı pek çok profesyonel çalışanın modası geçmiş hedeflere tutunarak başarı şanslarını yok etmesi gibi, diğerleri de anlamlı başarılar üretemiyor çünkü enerjilerini doğru bir biçimde dağıtamıyor ve tek seferde birden fazla işe odaklanmaya çalışıyorlar.

Bunun en bariz belirtilerinden bir tanesi, yapılacaklar listelerinin hunharca kullanımıdır. Bir LinkedIn araştırmasına göre bu tip listeleri çalışanların yaklaşık yüzde 63’ü kullanıyormuş. Bu listeler aslında harika birer araç olabilirdi; eğer gerçekten hedeflediğimiz şeylere ulaşabilseydik tabi… iDoneThis isimli startup, kullanıcılarının datalarını kullanarak aslında yüzde 41’inin yapılacaklar listelerindeki hiçbir hedefe ulaşamadığını ortaya çıkarttı. Bu da psikologların yapmış olduğu, kariyer sahibi bir insanın herhangi bir anda ortalama olarak 150 yapılacak işi olduğunu ortaya çıkartan araştırma sonuçlarını doğrular nitelikte.

Birbiri ile rekabet eden bu kadar çok öncelik varken bazen kitap yazmak gibi anlam taşıyan bir hedefin neden arka sıralara düştüğü gayet iyi anlaşılıyor; özellikle “Amy’ye mail at” ve “Sunumu gözden geçir” gibi görevlerle karşılaştırıldığı zaman.

Hedefler koymanın amacı, tabii ki bundan yıllar önce kendimize koyduğumuz hedefleri körü körüne yerine getirmek değil. Aynı zamanda küçük ve sıkıcı işleri yerine getirerek kendimizi başarılı saymaktan da geçmiyor bu hedefler. Bunun yerine anlamlı olan şey, doğru türde olan büyük hedefleri yönetebilme yeteneğimiz – özellikle de hayatımızı değiştirecek türden olan hedefleri.

Bu yazı Dorie Clark tarafından yazılmış ve Harvard Business Review’de yayınlamıştır. CareerTalks Ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Etiketler