Y Kuşağı, Tek İlişkinizin İşinizle Olmasına İzin Vermeyin

Son 10 yıldır veya daha uzun yıllardır Y kuşağı, bir gecede milyonlar, hatta milyarlar kazanan genç girişimcilerin hikayelerine maruz kalıyor. Dahası sosyal medyada, dünyayı jet üzerinde dolaşan, pahalı arabalara binen ve bir ideali yaşayan yirmili yaşlardaki gençlerin gerçekçi olmaya algıları yaratılıyor. Y kuşağının önceki jenerasyonların “aman kimseden geri kalmayalım” zihniyetini benimsemeleri şaşırtıcı değil. Gig ekonomisi ve teknolojinin yükselişiyle daha da güçlenen bu zihniyet, Y jenerasyonunun çoğunun kendilerini durmadan çalışmayı gerektiren bir dünyaya atmalarına neden oldu. Yaşama enerjisi ve “iyi bir hayat” yaşama arzusu, pek çoğunun bu başarı takıntısını, hızlı bir şekilde para kazanma telaşının bir parçası olarak görmelerine yol açtı. Anlamlı ilişkiler kurmak ve sürdürmek üzerindeki etkilerinin farkında olmadan bunu bir onur nişanı olarak görüyorlar.

Y kuşağının çoğunun farkında olmadığı şey; araştırmalar anlamlı ilişkilere sahip olmanın stresin üstesinden gelmeye yardımcı olduğunu ve sağlığa faydalı olduğunu gösteriyor. Evlilik ve Aile Psikoterapisti Dr. Paul Hokemeyer, “İnsanlar ilişkiler için yaratılmıştır. Bu bizim DNA’mızda. Bu, türümüzün devamlılığını koruduğu gibi kariyerimizin de devamlılığını koruyor.” sözleriyle ilişkilerin önemine dikkat çekiyor. “Bu şekilde kendimizi, ailelerimizi ve dünyamızı iyileştiriyoruz.” diye de ekliyor.

İnsanın temel ihtiyaçlarından bir tanesi ilişkiler kurmak ise neden Y kuşağının büyük bir kısmı “önce iş, sonra ilişkiler” fikrini benimsiyor? Dr. Hokemeyer’in buna soruya oldukça açık bir cevabı var: “İnsanlar, ticari işlemler değildir. Y kuşağı akıl küpü olduğu için asıl fikrin çuvalladığını biliyorlar.” Dr. Hokemeyer’e göre Y kuşağı, önceki jenerasyonlardan pek farklı değil. “Kendilerinden önceki hırslı jenerasyonlar gibi Y kuşağı da niceliksel göstergelerle niteliksel başarıları karıştırıyorlar. Bu yüzden yaşam kalitelerini, yer duygusuyla, dünyayla ve içindeki insanlarla anlamlı temaslar ile ölçmek yerine; başarıyı ticari koşullar, para ve pozisyon gibi şeylerle tanımlayan yüzeysel kurgularla ölçüyorlar.” Sorun şu ki zamanla bu yüzeysel kurgular anlamını kaybediyor ancak ilişkiler derinleşiyor ve biz yaşlandıkça daha büyük bir özsaygı duygusu sağlıyor.

Siz veya önemsediğiniz birisinde işkolik eğilimler varsa bu ilişkilerinizin değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aslında çalışma takıntısı, bir savunma mekanizması veya başka bir şeyin dışavurumu olabilir. Dr. Hokemeyer’ın deneyimlerine göre, “çalışma takıntısı olan kişiler fazlasıyla hassas ve depresyon veya kaygı gibi yoğun duygular yaşıyor olabilir.” Hokemeyer bir insanın çalışma takıntısını, “dünyalarının ve içindeki rahatsızlığın yoğunluğunu bastırmanın bir yolu” olarak açıklıyor. Bu, işkoliklerin sonsuza dek kaderlerine mahkum edildikleri anlamına gelmiyor ancak davranışlarında ani bir değişiklik pek olası değil. Buna karşılık anlamlı ilişkiler ve hayattaki amaçları hakkında daha derin bir duygu geliştirerek, aşırı çalışma alışkanlıklarını zamanla yatıştırabilirler.

Tarihsel olarak “başarı” genellikle şöhretli bir kariyer, para ve sosyal statü fikirlerini akla getirir. Tuttuğunu koparan biri olmak kötü bir şey değildir. Ben “başarılı olmak istiyorsan bunun için çalışmalısın” zihniyetiyle büyütüldüm. Aynısı ilişkilerinizde de geçerli olmalı ve bugün başarılı olmanın ne anlama geldiği göz önüne alınmalı.

Kendinizi bunu okurken bulduysanız, en yakın zamanda aramanız ve görmeniz gereken insanlar aklınıza gelmeye başladıysa, endişelenmeyin. “Ya hep, ya hiç” diye düşünmeyin. Dr. Hokemeyer, en iyi yaklaşımın küçük ve kademeli olduğunu hatırlatıyor. Şunu aklımızda bulundurmamız gerektiğini de söylüyor: “Kapsamlı ve ani değişiklikler tiyatro için iyi olabilir ancak gerçek hayatta etkili değil.” Küçük şeylerden başlamak için kendinize izin verin çünkü “çevreyle uyum becerisi zamanla öğrenilir. Yoga ve meditasyon gibi amaç, pratikle kademeli bir şekilde gelişmek. Acele etmeyin.”

Kaynak: Forbes.com
Rachel Ritlop’un Forbes internet sitesinde yayınlanan yazısından alınmış CareerTalks ekibi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Etiketler